1. Ana Sayfa
  2. Nedir
  3. Boş Ayna: Bir Kitap İncelemesinden Çok Daha Fazlası

Boş Ayna: Bir Kitap İncelemesinden Çok Daha Fazlası

bos-ayna

“Anne, senin için hiçbir zaman yeterince iyi olamayacağım… Değil mi?”

Narsist annelerin kızlarına iyileşme ve kendini tanıma yolunu aydınlatan Dr. Karyl McBride tarafından kaleme alınan bu kitap, her kız çocuğunun ve bir zamanlar kız çocuğu olmuş biz kadınların okuması gereken bir kitap. Ben de sizin için minimum kişisel deneyimle –çünkü kitabı okursanız göreceksiniz, çok kişisel ve biricik bir yolculukla baş başa kalacaksınız- sizlere bölüm bölüm kitabı anlatmak istedim.

Yazı İçi Başlıklar

Boş Ayna Kitabı İncelemesi

Öncelikle kitap kesinlikle bir ders kitabı kadar çok teknik ve karmaşık bilgi içermemekle birlikte bize, gerektiğinde psikoloji bilimiyle günlük hayat deneyimlerini harmanlayarak ilgi çekici bir içerik sunuyor. Dili eğlenceli ve kitapta, 16 yaşından 80 yaşına kadar, birçok “kız çocuğu” anılarını anlatıyor. Ve inanın beni en çok etkileyen kısımlar bu kızlarla empati kurabildiğim, yer yer onlar için ağladığım ve bazen de onların benim söyleyemediklerimi söylemiş olduklarını gördüğümde ferahladığım bu kısımlardı. Tabii ki McBride işinde uzman bir doktor ve bu kitabı yazmaya kalkışarak da hem büyük cesaret gösterdi hem de bize büyük bir umut ışığı oldu ama o yaşanmış ve saf bir dille anlatılmış kısımlar büyük bir anlaşılma duygusu uyandırdı içimde.

Kitap ana 3 bölüm ve 14 alt bölümden oluşuyor. Yazar kitabı yazma sebebini özetle şöyle anlatmış; “kendi annemle sorunlarım vardı ve bunların bilincine vardığımdan beri bir sürü anne-kız bağı ya da ilişkisi hakkında kitap okudum ama hepsinde bağlılık ve yakın olma düşünceleriyle ilgili çözümler sunuluyordu. Ama ben gerçek hayatta bu duyguları anımsayamıyordum.

Bunun doğal olmadığının farkındaydım ama bu eksikliği anlatan bir kitap da bulamadım. Ayrıca bu kızların anneleriyle sevgi-nefret karışımı duygular beslediklerini yazdığını da hiçbirinde okuyamadım. Hep “iyi kızların” annelerinden nefret edemeyeceği yazılıydı.” Ve işte boş aynayı yazmaya karar vermiş. Tabii yıllarca bu durumdaki danışanlarıyla çalışıp tecrübe, araştırma ve bilgilerini harmanladıktan sonra. Bu yolculuğu kin, kızgınlık ya da öfkenin değil anlayışın yolculuğu olarak tanımlamış. “Bize baskılamak ve inkar etmek öğretildi ama deneyimlerimizin gerçekliği ile yüzleşmeliyiz.” (Syf 21)

Duygusal ve travmatik mirasların genetik miraslar gibi nesilden nesile aktarıldığını biliyor muydunuz? Bazıları güzel ve gururlanacağımız şeyler olsa da bazılarının durdurulmaları gerekir. Ve bunu yalnızca biz yapabiliriz. McBride bu mirasların kesinlikle değiştirilebileceğini savunuyor ve şöyle diyor “Kendi bozuk annelik mirasımı iyileştirmiş biri olarak, ben de yaşadım ve sizinkini değiştirmenize de yardımcı olabilirim.”(Syf 23)

  • 1. KISIM – Sorunu Tanımak

“Hiç sahip olmadığınız anneyi özleme döngüsünü kıracak gücü kendinizde bulmanızı umuyorum. Böylece olduğunuz kadını sevecek ve büyütebileceksiniz.”

Bu bölümde içimizde bizi acımasızca eleştiren o sesin oluşumunu ve kaynağını bulmaya dalıyoruz. Temizlik yaparken “bu ev asla istediğim gibi gözükmeyecek” diyen, spordayken “bitmişsin sen, hımbılın tekisin” diyen, erkek arkadaşınız ya da kocanızla işler kötüye gittiğinde “kaybetmeye mahkumsun, sen salaksın” diyen… Ve aynı zamanda narsizm nedir ve nasıl belirlenir de bu kısmın büyük bölümünü kapsıyor. Yazar basitçe 9 özellikle açıklanmış narsist kişilik özelliklerini ve anne-kız ilişkilerinde ortaya çıkışını da bize sunmuş.

“Kendi annem bile beni sevemediyse, kim sevebilir ki?”

Çoğu kızın kafamın üzerinde bir çatım var, karnım doyuyor, ne istersem alınıyor ben belamı mı arıyorum dediklerini görüyoruz. McBride bu konuda elimizi uzattığımızda “yanındayım yavrum” diyen bir anne eli olmasına; güvenilir ve sevecen bir ebeveynin koşulsuz sevgisine üstündeki çatıdan, yiyecek yemekten ve kıyafetlerden daha çok ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

Bu arada anneler kötüdür gibi bir argümanı kesinlikle yok. Şöyle diyor; “Neredeyse tüm annelerin kızlarına karşı iyi niyetler barındırdığına inanıyorum. Ne yazık ki bazıları bu iyi niyetleri kızlarına hayat boyu yardımcı olacak duyarlı bir desteğe çevirecek beceriden yoksunlar. Mükemmel olmayan bir dünyada, iyi sayılabilecek bir anne dahi masum bir çocuğa istemeden zarar verebilir.” (Syf 39)

McBride meternal narsizme bağlı on anne-kız dinamiği belirlemiş ve bunlara 10 İğne demiş. Bunları kısaca size aktarmak istiyorum, kitapta detaylıca incelemeleri ve danışan anılarını bulabilirsiniz.

  1. Kendinizi sürekli anne sevgi, ilgi ve onayını kazanmak için çabalarken bulursunuz ama asla onu memnun etmeyi başaramazsınız.
  2. Anneniz size ne hissettirdiğinden çok ona nasıl göründüğünüzün önemine dikkat çeker.
  3. Anneniz sizi kıskanır. (Bildiğimiz anlamda değil tehdit olarak görmek anlamlarında kullanılmış)
  4. Anneniz kendinizi sağlıklı bir şekilde ifade etmenizi desteklemek, özellikle bu durum onun ihtiyaçlarıyla çatıştığında.
  5. Sizin ailede her şey anneyle ilgilidir.
  6. Anneniz empati kuramaz.
  7. Anneniz kendi duygularıyla baş edemez.
  8. Anneniz eleştirel ve kargılayıcıdır.
  9. Anneniz size kızı gibi değil, arkadaşı gibi davranır.
  10. Annenizle aranızda sınırlar da yoktur mahremiyetiniz de.

Narsist denildiğinde çocuğuyla ilgilenmeyen bir anne canlanıyorsa gözünüzde yanılıyorsunuz. McBride yutan anne ve görmezden gelen anne olarak narsist anneleri ikiyi kategoriye ayırmış. Bazen belirli şekilde biriyken çoğunlukla iki türde de davranışlarda bulunmaya eğimli oluyorlar. Yutan anneler kızlarının hayatını her açıdan kontrol etmeye kalkarlar ve mükemmel anneler gibi görünürler. Yutan annelerin kızları genelde zayıf ve değersiz imajlarını hayatları boyunca besler.

Görmezden gelen annelerse rehberlik, duygusal destek ve empati göstermemekle birlikte kızlarının duygularını da küçümserler.  Başını sokacak bir evin, giyecek kıyafetleri var; ne istersen yapılıyor, senin sorunun ne? Bu 2 anne modelinin karışımından doğan maternal nasizm 6 tipini sunuyor bize kitap, anne aslen bir tipte ya da bunların birkaçının bileşiminde olabilirmiş.

  • Gösterişli dışadönük anne: Herkesi eğlendirir, kalabalıklar tarafından sevilir. Evde ise içten içe çocuklar ve evi paylaştığı diğer kişiler ondan korkar. Dışarıya bir maske takar ve siz o maskeyi bilip ondan nefret edersiniz. Ya onun şaşasına ve gösterisine katılın ya da ayağınızı denk alın.
  • Başarı odaklı anne: Sizden en yüksek performansı bekler. En iyi notlar, en iyi okullar, kazanılan turnuvalar gibi şeylerle övünmeyi sever. Başarısızlığınız karşısında derin utanç duyar ve öfke ile karşılık verebilir.
  • Psikosomatik anne: İlgiyi üzerinde tutmak için hastalık ve ağrılarını kullanır. İlgi çekmenizin tek yolu ona bakım vermektir. İçten içe ya da açıkça isyan ettiğinizi hissederse kurban rolü oynar ve hastalık krizi gibi dikkat dağıtıcı manipülasyonlarla size kendinizi suçlu hissettirir.
  • Bağımlı anne:  Alkol veya madde bağımlısı anneler için şişe ya da madde her şeyin önündedir. Bu şekilde bağımlılıklar duyguları perdelemenin en etkin yoludur.
  • Gizli kötü anne:Dışarıdaki hali ve içerideki hali farklıdır. Bu tutarsız davranışlarından dolayı anneye karşı net bir öfke beslemek zordur. Dışarıda “kızımla gurur duyuyorum” derken, evdeyken “O işi sana neden verdiler ki sen beceriksizsin” derler. Bu zıt mesajlar delirticidir.
  • Duygusal açıdan muhtaç anneÇocuğunun hislerini görmezden gelerek onun kendi sorunlarıyla ilgilenmesini ve yetişkin dertlerini dinlemesini ister. Duygusal açıdan muhtaçtır. Zayıf duygusal zırhını giyerek çözümleri kızını yükler.

Peki tüm bunlar olurken “baba” nerede?

McBride narsist anneyi kendi zayıflığı ve adanmışlığı ile besleyip daha güçlü hale getirenin baba olduğunu söyler. “Baba, annenin etrafında bir gezegen bir döner. Narsist annenin, kendisinin her şeyin merkezinde olmasına izin verecek bir eşe ihtiyacı vardır. Evliliğin sürmesi için bu şarttır. Ailede narsist kişi yıldızdır, eşi ancak yan rol olabilir.” (Syf 90)

  • 2. KISIM – – Narsist Annelik Tüm Yaşamınızı Nasıl Etkiler?

“Anneniz sizi ne kadar incitmiş olursa olsun iyileşebilirsiniz.”

Kitap boyunca uzunca yazmamak için narsist annelerin kızlarına, kız çocukları denmiş. Ben de öyle devam etmek istiyorum.

Hayatları boyunca kız çocukları olduğu kişi için sevilemeyeceğini düşünüyor ve kendi değerini de başarı ve meşguliyetleri ile bağdaştırıyordu. Yani ‘olan insan’ olmak yerine indirgenmiş bir ‘yapan insan’a dönüşüyorlar. Bu da olduğu haliyle yani asıl kendiyle rahat hissetmekten onları uzaklaştırmıştır. Bu bölümde kızların bu oldukları kişiye önem vermeyerek ve sevmeyerek hayatlarına nelerle karşılaştıklarını anlatıyor bize McBride.

Bunlardan bazıları şöyle: Dış onaya bağımlılık; övgü ile içlerinde boşluğu doldurmaya çalışırlar. O onaya içsel olarak sahip değildirler ve bu yüzden dışa bağımlıdırlar. Kibir; anneden öğrenilen hayatlarında bir savunma mekanizması olarak karşılarına çıkabiliyormuş. Kimlik hırsızı mıyım kaygısı; kazandıkları başarılarda hak etmediklerine ya da şans eseri başardıklarına dair karşı konulamaz bir inanç vardır.

“Bir kadın içsel olarak değerli olmadığını hissettiğinde hiçbir şeyi hak etmediğine inanır ve başarılı ya da tanınır olmayı kabul edemez.”

(Syf 127)

Bu durumlarda kızların erken dönemlerde ya da daha henüz iyileşme sürecinin var olduğuna inanmayan veya anlamayan kızlarda kendini sobete etmeye eğilim oluştuğunu söylüyor McBride. Bu kızlar daha baştan vazgeçebilir, acılarını çeşitli bağımlılıklarla (yeme bozukluğundan, depresyon ve madde bağımlılığına kadar birçok şey) uyuşturabilir, kendini mahveden yaşam tarzlarına takılı kalabilir veya bilerek kapasitelerinin ve beklenenin altında başarabilirler.

Bir diğer etki ise kız çocuklarında bıraktığı romantik hasarlar. Bu kızlar genelde tipik olarak duygusal ihtiyaçlarını karşılamayacak bir eş seçiyorlarmış. Anne-kız davanız tam olarak kapanmadıysa, o döngüyü tekrar yaratacak bir partnere yöneliyormuşsunuz.

Bu zehirleyici ilişkide iki türlü var olmadan bahsetmiş McBride. Bağımlı ve muhtaç. Bağımlı partnerseniz, kendinizi unutup yalnızca partnerinize kendinizi adayacaksınız. Ama bunu kendinizi önemli ve ihtiyaç duyulan olarak hissetmek için yapacaksınız.

Eğer muhtaç tipindeyseniz partnerinize sırtınızı dayayacak, onun size bakmasını isteyeceksiniz. Tabii bunların biriyle ilişki kurma evresine geçen kızlar için olduğu söyleniyor. Çünkü çoğu narsist annenin kızı büyük güven problemleri yaşarlar ve bu sebeple yalnızdırlar diyor McBride.

“İçinde U olmadan yalnızca ‘TR_ST’ yazabilirsin, trust yazmak için u’ya ihtiyacın var.”

(Syf 157) Trust (güven) kelimesindeki u (you: sen) harfi üzerinden örneklendirmiştir.

  • 3. Kısım – Mirası Sonlandırmak

“Geçmişinizi bir parçanız olarak kabul eder ve yüzleşirseniz, ardından yolunuza devam edebilirsiniz.”

Bu bölümde iyileşmenizi tamamlıyorsunuz. Yas tutun, ne kadar gerekiyorsa. Bittiğinde zaten bileceksiniz ve o zaman sağlam ve umutlu temeller üzerinde yükselebilirsiniz.

  • Annenizin sınırlarını kabul edin ve istediğiniz anneye sahip olamadığınız için yasınızı tutun.
  • Annenizden fiziksel olarak ayrılın ve içselleştirdiğiniz olumsuz mesajların yerine olumlularını koyun.
  • Kendi kimliğinizi, duygularınızı ve isteklerinizi kabul edin ve geliştirin.
  • Annenizle farklı ve sağlıklı bir üslup ile baş edin.
  • Kendi narsistik özelliklerinizi fark edin ve onları kendi çocuklarınıza aktarmaktan kaçının.

Bu bölümde birçok günlük alıştırma ile sizinle birlikte kimi küçük kimi büyük adımlar atıyor McBride. Bazı şeylerin asla iyileşmeyeceğini, yalnızca baş etmemiz gerektiğini bize hatırlatarak yapıyor bunu. Annenizin değişebileceği ve farklı olabileceği düşüncelerini bırakın. Bu düşünceden kurtulun ki, kendinize hak ettiğiniz değer ve sevgiyi verebilin. İyileşme yalnızca ve yalnızca sizinle ilgili. Artık inkar etmeyin ve kabullenmeye başlayın. Beklentiniz sona erince her şey değişir.

Bu süreçte suçluluğun da baş göstereceğini söylüyor yazar. Annenizden nefret etmenizi söylemiyor ama içinizdeki öfkeyi hissedin. Hissetmeyip bastırdıkça o öfke asla gitmeyecek. Olamadığınız çocuğun yasını tutun. Onu sevin ve anlamaya, onunla barış sağlamaya ve tekrardan bağlantı kurmaya çalışın. Kendinizi tanıyın. Ama öyle lafın gelişi değil. Kavramların sizin için ne anlama geldiğinden tutun en sevdiğiniz dekorasyon trendine kadar her şeyi kurcalayın kendinizle alakalı.

Sizden beklenen veya eleştirilerek sokulmaya çalıştığınız çemberin içindeki sizi değil gerçekten olduğunuz güçlü kadını bilin. Narsist bir anneyle büyüyen kız çocuğuna kendiyle ilgilenmenin bencillik olduğu öğretildi. Bunu yıkın ve herkesten çok kendinizi tanıyın, sevin ve ilgi gösterin. Dürüstçe içinizdeki narsistle de yüzleşin ve sağlıklı bir benlik ve annelik için o özelliklerinizi sevgi ve empati kurmaya dönüştürün.

Gerçekten faydalı olacağını düşündüğüm bir sürü alıştırma ile dolu bu 3. Kısım. Eğer buraya kadar okuduysanız ve yazı ilginizi çektiyse lütfen kitabı alın ve size yardım etmesine izin verin. Ayrıca hiçbir çıkar gözetmeden size en sevdiğim ve güvendiğim online kitapçı linkini da koyayım şuraya kitap için.

Hissetmediklerinizi iyileştiremeyeceğinizi biliyorsunuz. Unutmayın bu iyileşme yolu hayat boyu gelişecek bir süreç. İyileşme ve keşif yolundaki ışığı için Karyl McBride’a çok teşekkür ediyorum. Hepinizin de ruhen yanınızda olacağımı hissetmenizi istiyorum. Yazın bana. Konuşalım, paylaşalım.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Yorum Yap